
Şa‘bân Ayının Faziletli Geceleri Namazı
“Her kim Şa‘bân’ın yirmi yedinci, yirmi sekizinci ve (yirmi) dokuzuncu gecelerinde dört rek‘at namaz kılar; her bir rek‘atta bir kere Fâtihatü’l-Kitâb (Fâtiha Sûresi), bir kere İhlâs, Mu‘avvizeteyn (Felak-Nâs) sûrelerini okursa; sonra başını kaldırıp yüz kere Estağfirullâh diyerek Allah-u Teâlâ’dan mağfiret talep eder, yüz kere Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e salât eder, yüz kere de Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm derse; o kişi oturduğu yerden kalkmadan Arş’ın melekleri o şahıs hakkında şahitlik ederler ki şüphesiz Allah-u Teâlâ o kişi için cenneti vâcib kılmıştır; onun anne-babasını ve onların doğurduklarını (eğer mümin iseler) mağfiret etmiştir.
Ayrıca o kişi durduğu yerden kalkmadan Allah-u Teâlâ dünya ve âhiret hususundaki bütün hacetlerini yerine getirir ve onun için Firavun’la boğulanlar adedince bir köle âzâdı sevâbı yazar; ayrıca onun için kılmış olduğu her rek‘at mukâbil bir senenin ibâdeti(nin ecrini) yazar. Allah-u Teâlâ o kişi için bütün ümmetimin sevapları içerisinde bir nasip ayırır; Kur’ân-ı Kerîm’de bulunan her bir âyet mukâbilinde o kişiye bir şehîd sevâbı yazar ve okuduğu her bir âyet mukâbil ona cennette bir şehir verir.
Allah-u Teâlâ ölüler ve dirilerden olan her mümin erkek ve kadının mukâbilinde (onların sayısı kadar) o kişiye; (bu namazı kılan) nebîlerden bir peygamberin (o namazı kıldığı zaman verdiği) ecrin(in bir mislini) verir.
Yine Allah-u Teâlâ her bir müşrik erkek ve kadın mukâbilinde (onların sayısınca) o kişiye bir hac ve bir umre sevâbı yazar.
Allah-u Teâlâ onun için o gecesinden itibaren gelecek seneye kadar her gece bin hasene (sevap) yazar. Eğer bu namazı kıldığı geceyle gelecek Şa‘bân (ayı) arasında ölürse şehîd olarak ölür, cennete dilediği kapıdan girer ve Îsâ (Aleyhisselâm)’ın refîki (cennette komşusu) olur.”
Ebu’l-Hasen Ali ibnu Ahmed el-Kureş el-Hekkârî, Fezâilü’l-a‘mâl, Fâs Tembrit Nâsıriyye Tekkesi Ktp, rakam: 2215, vr: 104a-b;
el-Gâfıkî, Lemebâtü’l-envâr, rakam: 1929, 5/1316-1317;
Muhammed Hakkı en-Nâzilî, Hazînetü’l-esrâr, sh: 68.